Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv          Rss Listesi
 

PLATON VE BAUDRİLLARD DÜŞÜNCESİNDE GERÇEKLİK VE GÖRÜNÜŞ - http://www.catak.info/
   
 

Eda TOPAR ¬

Eda TOPAR

 PLATON VE BAUDRİLLARD DÜŞÜNCESİNDE GERÇEKLİK VE GÖRÜNÜŞ

PLATON VE BAUDRİLLARD DÜŞÜNCESİNDE GERÇEKLİK VE GÖRÜNÜŞ
 Yazı Boyutu

 Tarih : 15.11.2021 - 21:04:33 


...


Doxa’dan Simülasyon’a

Görünenin ne kadarı gerçeği yansıtır ya da gerçeğin ne kadarı görünene yansır?

Görünüş ve gerçeklik ayrımına dair ortaya atılan düşünceler, felsefenin önemli bir konusunu oluşturmaktadır. Platon felsefesinde yer alan görünüş ve gerçeklik konusunun, doxa(sanı) ve aletheia (hakikat) kavramlarıyla ifade edildiğini söyleyebiliriz. Platon düşüncesinde, görünüşü gerçeklikten ayırabilmek bir idrâk meselesi olarak karşımıza çıkar. “Her şeyin aslını bilmeyen”, kendinde varlığı özü itibariyle kavrayamayan kişiler kör sayılır. (Devlet, 484d). Konum itibariyle doxa durumuna düşmüş olan bu kişiler, uyanık olsalar bile uykudadırlar, baksalar da görmezler, sözleri hakikate değmeyeceği için, konuşsalar da dilsizdirler.

“Doxa itibariyle sürdürülen hiçbir görme ve kavrayış faaliyeti, aletheia’ya temas edemez.” (Haşlakoğlu, 2016:126). Bu noktada, görünüş ve gerçekliğin birbirinden ayırt edilebilmesi söz konusudur. Platon düşüncesinde, görünüş ve gerçekliği birbirinden ayırt edebilmek için, Doxa’dan aletheia’ya dönüş sağlayacak olan bir idrâk gereklidir. Dönme ve gerçeği görme ile birlikte, “hürleşme ve arınma” sağlanır. Doxa’dan kurtulmak, “nereye dönülmesi gerektiğini” bilmekle mümkün olabilir. (Haşlakoğlu, 2016:83). Görünüşten gerçeğe dönüş, bir eğitim faaliyeti doğrultusunda gerçekleşebilir. Bu eğitim, “ruhun kendisinde mevcut bulunan görme gücünü, iyi olandan yana çevirme sanatıdır.” (Devlet, 518d).

Platon düşüncesinde yer alan mağara benzetmesi, görünüş ve gerçekliği en iyi şekilde ifade edebilecek olan bir benzetmedir. Mağaradaki mahkûmun, doxa’dan aletheia’ya çevrilmesi beklenir. Mağarada yaşayan bu insanlar, ellerinden ve boyunlarından zincire vurulmuş bir halde yaşarlar. (Devlet, 514a-b). Bu insanlar, dış mekândan sızan ışığın etkisiyle oluşan gölgeleri gerçek zannederler. Mağaradan kurtulmayı başaranlar, dışarı çıkıp gerçek ışıkla karşılaştıklarında, rahatsız olacaklar ve acı duyacaklardır. Fakat kararlılık gösterenler, ışığa alışacak ve bir daha mağaraya dönmek istemeyeceklerdir. Doxa’dan aletheia’ya dönüş, bu şekilde tasvir edilir.

Aslında burada, bir unutuş söz konusudur. İnsanın kendini unutması, kendini kendi yapacak hakikati unutması. Bu bakımdan, görünüşün gerçek olmadığını idrâk etmek ve gerçek olanı hatırlamaktır aslolan. Platon düşüncesine göre, değişmez olan bu gerçeklik, “dışarda bir yerde” değildir. “Onları ancak benliğin içinde bulmak” mümkündür. (Watson, 2020:176). İnsanın kendi benliğinde var olan bu gerçeklik, akıl yoluyla ortaya çıkarılır. İnsan ruhunda var olan idrâk yetisi, insanı diğer canlılardan ayıran önemli bir yeti olmaktadır. Sürekli değişen ve bozulan şeylerin gerçek olması düşünülemez. Bugün taze olan bir çiçek, yarın solup gidecektir. Fakat, bizde sonsuzluk idesiyle var olan çiçek kavramı, görünüşten ibaret değildir.

Platon düşüncesinde, sanat da görünüşü temsil etmektedir. Mesela bir resim, kopyanın kopyasını ortaya koyar. Öbür yandan, mağaranın duvarlarına yansıyan resimler, günümüz dünyasındaki kitle iletişim araçlarını çağrıştırır. Belki de Platon’un yaşadığı çağda televizyon olsaydı, mağara benzetmesine hiç gerek kalmayacaktı. Günümüz dünyasındaki kitle iletişim araçları da, insanın, kendisinden uzaklaşarak, kendisini kendisi yapan hakikati unutmasının en önemli sebeplerinden biri değil midir?

Teknolojik gelişmelerin başında gelen kitle iletişim araçları, Baudrillard düşüncesinde, simülasyonun en etkin araçları olarak görülmektedir. Yani; “gerçek olan artık dünya ile doğrudan doğruya bir bağlantı içerisinde olduğumuz değil, TV ekranlarından bize verilendir.” (Dağ, 2011: 137). İnsan, kitle iletişim araçlarıyla birlikte, kendisine sunulan sanal bir hayatın taklitçisi olarak, kendini kendisi yapan gerçekliği reddetme eğilimine girmiştir adeta. “Teknolojik feodalitenin sultası altında olan düzende, sanalın devreye girmesiyle, kendi gerçekliği ile birlikte tüm gerçeklikler yadsınmaktadır.” (Dağ, 2011: 184).

İnsana sunulan ve gerçek olmayan abartılmış ve ayartılmış sanal çeşitlilik neticesinde, insan, hem kendini tüketme çılgınlığının içerisinde bulurken hem de kendi gerçekliğine dönük olarak küçümseyici bir tavır takınabilir. En iyisine sahip olma, daha güzeli olma, daha ön planda olma düşüncesi, gerçekliğin ve doğal olanın yitirilmesine de yol açmıştır.

Sanal gerçekliğin insana sunduğu bir diğer seçenek de, “başkası olabilme” seçeneğidir. Şöyle ki; sanal gerçeklik sayesinde, on farklı kişiye, on farklı kişilikle kendinizi tanıtabilirsiniz. Evde aileniz sizi farklı bir kişilik olarak görürken, sanal bir dünyada farklı bir kişilik oluşturabilirsiniz. Bu durumun ahlâkî boyutu tartışmalıdır. Fakat, Ray Kurzweil’e göre bu durum, insanın, kendisini iyi hissetmesini sağlar. Mesela Kurzweil, sanal gerçekliğin, ilerleyen teknoloji ile birlikte daha da gelişeceğini düşünür. Bu konuda, insanlık 2.0 kitabında şöyle söyler; geleceğin önemli teknolojisi olan “nanobot teknolojisi, içinde yer alacağımız, üç boyutlu, inandırıcı bir sanal gerçeklik ortamı” sunacaktır. Bu nanobotlar, kılcal damarlarda gezinirken, bizler sanal ortamda yaşamak istediğimizde devreye girerek, “sanal ortama uygun sinyaller” vereceklerdir. (Kurzweil, 2020: 469). Baudrillard düşüncesi açısından baktığımızda, bu durumun, simülasyonun zirve noktası olduğunu söylemek mümkündür. Baudrillard, “artık düşünen, eylemci bir özneye gerek yoktur, zira her şey teknolojik aracılar yardımıyla gerçekleşmektedir“ diyerek, ileri teknolojinin, insanı nasıl dönüştürdüğünü vurgulamaktadır. (Baudrillard, 2005: 54). Kurzweil, sanal gerçekliğin insana iyi geldiğini ve insanı rahatlattığını düşünmekteydi. Baudrillard ise bu rahatlığı şöyle değerlendirir; “Bu durumun, insanı rahatlatan bir varsayım olduğu doğrudur. Çünkü bütün bunlar, çok da ciddiye alınabilecek şeyler değildir ve bu durumda, gerçekliğin kesinlikle yok edilmiş olduğu söylenebilir.” (Baudrillard, 2005: 55).

Günümüz dünyasında, sanal ve benzeri teknolojilerle büyülenmiş olan toplumlar, Platon’un mağara benzetmesinde yer alan ve mağaranın duvarına yansıyan sahte görüntüleri gerçek zanneden insanları hatırlatır. Yine Platon felsefesinde, insanın bedenden kurtulması ve arınması durumu, günümüz dünyasında, çok farklı bir boyutta karşımıza çıkmaktadır. Teknolojinin geldiği son noktaya baktığımızda, teknolojinin sunduğu imkanlarla, zihin üzerinden ölümsüz olma düşüncesiyle karşılaşırız. Bu konuda Baudrillard, “sürekli olarak ölümden kurtulmaya, yaşlanmamaya, sonumuzu getirecek tüm alternatifleri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz”, der. Fakat burada dikkat çekilmesi gereken asıl mesele, ruh meselesidir. Platon düşüncesinde, bedenden kurtulma ve arınma, ruh yolu ile elde edilir ve ruhun ölümsüzlüğüne inanılırdı. Günümüz dünyasında ise, ruh aradan çıkartılarak, zeka ve akıl üzerinden ölümsüzlük düşüncesi söz konusu olmuştur.

Bir başka mesele ise, Platon’un mağara benzetmesinde, duvara yansıyan görüntüler, en azından dış dünyanın görüntüsünü yansıtmaktaydı. Güneş metaforu ve ışığı, yapay bir ışığa değil, gerçek bir ışığa karşılık geliyordu. Günümüz dünyasına baktığımızda, kitle iletişim araçlarıyla insanlara sunulan sanal gerçekliğin, bir kurgudan ve yapay ışıktan kaynaklı olduğunu görürüz. Artık günümüzde, “kopyalanan gerçeklik ile asıl gerçeklik arasında herhangi bir değer ayrımı kalmamış, öz ve görünüş, model ve kopya ayrımı ortadan kalkmıştır.” (Gültekin & Tokdil, 2017: 287).

Platon’un sanata olan bakış açısı, bugünün kitle iletişim araçlarını ifade eder niteliktedir. Platon düşüncesine göre sanatçı, “bir şeyin üç derece uzağını yapan kişidir.” (Bahadır, 2019: 46). Bu nedenle resim, gerçeğin benzetmesi değil de, görünenin benzetmesi olmaktadır ve “simülasyon, gerçekliğin gerçek olmayan bir kopyasıdır.” (Bahadır, 2019: 46). Baudrillard düşüncesinde sanat, gerçekliği buharlaştıran bir şeydir. Gerçekliğin buharlaşması demek, bir başka şekilde ifade etmek gerekirse, gerçekliğin içinin boşaltılması demektir.

Post-modern dönem düşünürlerinden olan Baudrillard’ın, gerçeklik ve görünüşle ilgili olarak ortaya koymuş olduğu görüşlerin, Platon düşüncesiyle çok fazla benzerlik taşıdığı söylenebilir. Özellikle, mağara benzetmesinde yer alan, insanın sahte görüntülerle büyülenmişlik hâli, günümüz dünyasındaki toplumların, kitle iletişim araçlarıyla, gerçeklikten kopuş hâline çok benzemektedir. Bütün serzenişler ve yakınmalar, insanın, gerçeklikten ve hakikatten uzaklaşarak, kendini ve özünü unutmasından dolayıdır. Her iki düşünür de, aslına bakılırsa bir unutuşu vurgulamaktadır.

Unutuş ve hatırlayış arasındaki o ince çizgi; idrak ile gelen bir dönüş!


KAYNAKÇA

Watson, P. (2020). Fikirler Tarihi Ateşten Freud’a, (çev: K. Atalay, N. Elhüseyni, K. Genç, B. Pala, B. Tırnakcı). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

 Platon, (2007). Devlet, çev. Hüseyin Demirhan, Ankara: Palme Yayıncılık.

 Haşlakoğlu, O. ( 2016). Platon Düşüncesinde Tekhne, 1. Basım, İstanbul: Sentez Yayıncılık.

Dağ, A. (2011). Ölümcül Şiddet Baudrillard’ın Düşüncesi, İstanbul: Külliyat Yayınları.

Kurzweil, R. (2020). İnsanlık 2.0, çev. Mine Şengel, İstanbul: Alfa Yayınları.

Baudrillard, J. (2005). Anahtar Sözcükler, çev. Oğuz Adanır & Leyla Yıldırım, Ankara: Paragraf Yayınları.

Gültekin, T. & Tokdil, E. (2017). “Gerçeklik ve Sanı Yaklaşımı Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme”, Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi, (23): 277-290.

Aşkın, B. (2019). “Mağara Alegorisi ve Simülasyon Bağlamında Ruh ve Beden”, Düşünbil, s. 44-48


 KAYNAKÇA

Watson, P. (2020). Fikirler Tarihi Ateşten Freud’a,  (çev: K. Atalay, N. Elhüseyni, K. Genç, B. Pala, B. Tırnakcı). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

 Platon, (2007). Devlet, çev. Hüseyin Demirhan, Ankara: Palme Yayıncılık.

 Haşlakoğlu, O. ( 2016). Platon Düşüncesinde Tekhne, 1. Basım, İstanbul: Sentez Yayıncılık.

Dağ, A. (2011). Ölümcül Şiddet Baudrillard’ın Düşüncesi, İstanbul: Külliyat Yayınları.

Kurzweil, R. (2020). İnsanlık 2.0, çev. Mine Şengel, İstanbul: Alfa Yayınları.

Baudrillard, J. (2005). Anahtar Sözcükler, çev. Oğuz Adanır & Leyla Yıldırım, Ankara: Paragraf Yayınları.

Gültekin, T. & Tokdil, E. (2017). “Gerçeklik ve Sanı Yaklaşımı Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme”, Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi, (23): 277-290.

Aşkın, B. (2019). “Mağara Alegorisi ve Simülasyon Bağlamında Ruh ve Beden”, Düşünbil, s. 44-48

 

 

 

 

 

 

 

 



 
1 2 3 4 5   Bu Yazıya Toplam 5 Puan Verildi
 Kaynak :  Eda TOPAR

 Kategori  Köşe Yazısı

 
 
 

 

 Duyuru
 Köşe Yazıları

Ahmet TESNİMÎ

Ahmet TESNİMÎ ¬
Okumadan Maksat Nedir?

Eda TOPAR

Eda TOPAR ¬
PLATON VE BAUDRİLLARD DÜŞÜNCESİNDE GERÇEKLİK VE GÖRÜNÜŞ

Recep ALMAZ

Recep ALMAZ ¬
Hastalık Bile Bizim İçin Bir Nimettir

İslam Ve Hayat

İslam Ve Hayat ¬
Öz Lisânımız

Misafir

Misafir ¬
Okullar Açılırken Gençlere Birkaç Not

A.Nur Tırpancı

A.Nur Tırpancı ¬
Maksadınız Ne?
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
Bu Ay içinde Haber Eklenmedi.
 
 Takvim

Haziran 2022

Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Pzr
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 12
 Bugün : 68
 Dün : 77
 Toplam : 1025171
 Ip No : 3.238.125.76
     

 
 Son Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 16.6690 16.6991
  Euro 12.2020 12.2828
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



PageRank Checker



Editörden | Köyümüz | Tarihçemiz | Töremiz | Sülâleler | Yöreden | Eğitim-Kültür | Müellim | Müellif | Serbest Kürsü | Tespitlerim | Şair/Şuur/Şiir | İktibas | Âkif EMRE | Zaruri Yazılar | Gizlilik Politikası


 
 

   © Copyright - 04.04.2009- http://www.catak.info/ - Tüm Hakları Saklıdır. 

Sitede neşredilen yazılar, site yöneticisinden habersiz alıntı yapılamaz ve başka bir yerde yayınlanamaz.

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.

35.867,76 saniye.